Birkaç gündür tuhaf hallerdeyim; incecikten bir kar yağar, tozar elif elif deyü tadında dolanıyorum ortada. Neyim var neyim yok onu da bilmiyorum. Hani biriyle oturup konuşsam aslında hiçbir şeyim yokmuş diyecem, onu da biliyorum. Çünkü hepimizin arkadaşları var ve bu arkadaşlar bize dünyanın ne kadar mükemmel bir yer olduğunu, hayatın ne kadar güzel olduğunu, aslında bizim dertlerimizin sike sürülcek bi tarafı olmadığını gösterirler.

Eminim ki sizin de var böyle arkadaşlarınız. Yaşadığınız bir sıkıntıyı ya da bir derdinizi anlatmaya kalktığınızda, onun o güne kadar dillendirmediği sizinle paylaşmadığı ama mutlaka yaşadığı, hatta sizinkine çok benzer ama daha ağırını yaşadığı bir derdi mutlaka olmuştur. Anlatmak için de sizin o konuyu açmanızı, sizin de aynı şeyi yaşamanızı beklemiştir hep. Hani kültablasından sigarayı düşürüp kanepede, halıda küçük bir yanık oluştursanız o sigarasıyla mutlaka evi yakmıştır, siz biraz üşütmüş kendinizi halsiz hissediyorsunuzdur o kanserle mücadele ediyordur. Yok deme abi, mutlaka vardır böyle bir arkadaşın da sen derdini kimseyle paylaşmayıp kendi kendini şişirmeye yeminlisindir belki de. Adama anamı siktiler diye ağlasan o gelir “ohooo o da bişey mi olm benim anam kerhanede çalışıyor” der.

Direkt durum değiştirmek zorunda kalırsınız, teselli edilecek olandan teselli eden, dert anlatandan dert dinleyen moduna geçmek zorundasınız. yoksa ardı arkası kesilmez bunun.  Zaten dellenmişsin amk, böyle ıslak tuvalet terliğiyle ağzına burnuna çarpasın gelir. Bi sus da dinle amk yaa, bugüne kadar ne sik yemeye anlatmadın da şimdi coştun orspuçocuuu dersin içinden.

O yüzden belki de en güzeli kendi kendine şişmek, dert kanseri oluyorsun bir süre sonra, hatta bu depresyon kanserine kadar gider bu.  Ondandır empati yapmayışım belki de, empati yapan birini istemeyişimden.

Giderayak bunu da bırakayım burda, dinleyin.. sevin sevdirin.


Reklamlar